|
Keçi
Sütünün Avantajları
NEDEN KEÇİ SÜTÜ
Keçi sütü içerisinde bulunan bileşenler açısından son derece
zengin bir besin kaynağı olmasının yanında yapılan
araştırmalarda keçi sütünün içerik bakımından anne sütüne en
yakın süt olduğu meydana çıkmıştır.
Sindirimi inek sütü ile karşılaştırıldığında daha kolaydır.
Keçi sütündeki yağ küreciklerinin çapının inek
sütündekilerden daha küçük olması ve insan midesinde daha
küçük pıhtılar oluşturması bebekler tarafından daha kolay
sindirilmesine yardımcı olur.
İnek sütü veya diğer sütlerle kıyaslandığında, keçi sütünün
yapısal özellikleri, bir takım avantajlar sağlamaktadır. Bu
avantajlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
Besin ve biyoaktif maddelerin doğal
kaynağı olması :
Keçi sütü her yaştaki insanın beslenmesinde önemli olan
besinlerin doğal bir kaynağıdır. Keçi sütü yüksek kalitede
protein, esansiyel yağ asitleri de dahil olmak üzere yağ,
karbonhidrat (laktoz) ile çeşitli vitaminler ve mineraller (
kalsiyum, fosfor ve iyot dahil) içerir.
Keçi sütü ayrıca besinsel işlevlerden daha önemli işlevleri
olan nükleotidler, serbest amino asitleri ve poliaminler
gibi birçok biyoaktif bileşik içerir. Yeni Zelanda’da
üretilen keçi sütünün inek sütüne kıyasla bu bileşikleri
doğal olarak daha yüksek seviyelerde içerdiği yapılan
araştırmalar ile ortaya konmuştur. Bu bileşiklerin keçi
sütünde insan sütüne yakın seviyelerde bulunmaları nedeniyle
de keçi sütü, bebek formüllerinin üretimi için son derece
uygun bir alternatif oluşturmaktadır.
Daha Fazla Sindirilebilirlik:
Aşağıdaki faktörlere bağlı olarak keçi sütü inek sütüne göre
daha üstün bir hazmedilebilirliğe sahiptir:
- Orta zincirli yağ asitleri (Medium Chain Fatty
Acids) : Keçi sütünde inek sütünden daha fazla MCFA
bulunur. Lipazlar daha kısa zincirli yağ asitlerinin
ester bağlarını hızla parçalayarak daha çabuk bir
sindirim sağlarlar. MCFA’lar, diğer yağ asitlerine göre
daha basit bir mekanizma ile emilebilmeleri nedeniyle
metabolik olarak özeldir. Keçi sütünde inek sütüne göre
daha fazla miktarda bulunan MCFA’lar insan
metabolizmasına enerji sağlama konusunda kendilerine has
bir yeteneğe sahip oldukları gibi, kolesterol
kalıntılarını azaltma, engelleme ve çözme yeteneğine de
sahiptirler.
- Kaymak gücü : Keçi sütü kazeini, inek sütü
kazeinine göre daha yumuşak ve daha gevrek bir pıhtı
meydana getirir. İnek sütünün ana kazeini olan alfa-s1
kazein daha sert pıhtıya neden olurken, keçi sütü çok
daha düşük seviyelerde alfa-s1 kazein içerir.
- Alfa-s1 kazeinin keçi sütünde daha az olması, keçi
sütündeki beta-laktoglobulin’in sindirilmesinde yardımcı
olabilir. Bu da keçi sütünün alımı sonrasında
bağırsaklarda daha az miktarda bütünlüğünü korumuş
protein kalmasına sebep olur.
Daha Fazla Mikrobesin Emilimi :
Yapılan çalışmalar, keçi sütündeki mikrobesinlerin inek
sütünden daha etkin olarak emildiğini göstermiştir. Murry ve
çalışma arkadaşları, 1999 yılında keçi sütü ile beslenen
büyüme dönemindeki deneklerin, inek sütüyle beslenenlere
kıyasla daha yüksek demir, magnezyum, fosfor ve kemik
mineral yoğunluğuna sahip olduklarını göstermiştir. Aliaga
ve arkadaşları 2000 yılında, keçi ve inek sütlerinin
sıçanlarda kalsiyum sindirimi ve kullanımına olan etkilerini
kıyaslamış ve keçi sütünün femur, sternum ve longissimus
dorsi kasları içeriğinde bulunan kalsiyumu arttırdığını ve
keçi sütünün demir emilimi üzerine faydalı etkileri olduğunu
bulmuştur.
Benzer bir şekilde, Park ve arkadaşları 1986’da ve Alferez
ve arkadaşları da 2006’da anemik sıçanlarda yapılan
deneylerde keçi sütünün daha fazla miktarda
biyoyararlanılabilir demir içerdiğini göstermişlerdir.
Malabsorbsiyon belirtileri olan hayvanlarda yapılan bir dizi
çalışma, inek sütüne kıyasla keçi sütü ile daha fazla
kalsiyum, fosfor, demir, bakır, çinko, magnezyum ve selenyum
emilimi olduğunu göstermiştir. ( Barrionuevo ve ark.,2002;
Alferez ve ark., 2003; Campos ve ark. , 2003; Lopez-Aliaga
ve ark., 2003)
Gastro-İntestinal Sağlığın Korunması
:
Yeni Zelanda’daki çalışmalar, keçi sütünün düzenli olarak
tüketilmesinin gastro-intestinal sağlığın korunmasına
yardımcı olduğunu göstermiştir. Gastro-intestinal epitel
önemli bir bariyer işlevi üstlenerek mikroorganizmaların
kana geçişini engeller. Bu bariyerin kırılması sonucunda
geçirgenlik artar, ki bu durum çeşitli sorunlara neden
olabilir. Yapılan araştırmalar, keçi sütü tüketiminin ısı
veya diğer kaynaklarla meydana gelen bağırsak bariyer
kaybını engelleyebileceğini göstermiştir.
Azalmış Alerjik Yük :
Keçi sütü, sindirim sorunları olan ve inek sütü ürünlerine
hassasiyeti olan kişiler tarafından yaygın olarak
kullanılmaktadır. Ancak, doğrudan kana katılan inek ve keçi
sütü proteinleri arasında benzer çapraz reaktiviteler
gösteren testler ( örneğin RAST veya cilt prick testleri)
sıklıkla keçi sütünün inek sütü ile aynı alerjenik
özelliklere sahip olduğu şeklinde yanlış bir şekilde
yorumlanmaktadır.
Keçi sütü üzerine yapılan çalışmalar, sinerjistik olarak
etki eden, inek sütüne göre daha düşük allerjik yüke sahip
olmasını sağlayan ve bu süte özgü olan birkaç özelliği
ortaya ortaya koymuştur:
- Keçi sütü alfa-s1-kazein : Keçi ve inek
sütleri aynı proteinlere sahip olmalarına rağmen,
bunların miktarları farklıdır. Alfa-s1-kazein, sütte
bulunup allerjiyi tetikleyebilen proteinlerden
biridir. Yeni Zelanda keçi sütündeki alfa-s1-kazein
seviyesi çok düşük olup inek sütünden çok daha az
miktardadır. Bu durum, alfa-s1-kazein nedeniyle
oluşan allerjik yükün keçi sütünde az olduğu
anlamına gelir.
- Keçi sütü beta-laktoglobulin : Sindirime
karşı dirençli olmaları, bazı proteinlerin allerjik
reaksiyonlara neden olmalarında anahtar sebeplerden
biridir. Keçi sütü, inek sütüne yakın miktarlarda
beta-laktoglobulin içerir, ancak keçi sütündeki
beta-laktoglobulin daha etkin bir şekilde
sindirilir. Bunun sonucunda barsak içinde daha az
miktarda beta-laktoglobulin kalır. Beta-globulin
nedeniyle oluşan alerjik yük keçi sütünde inek
sütüne göre daha azdır.
- Keçi sütü kaymak oluşumu : Süt içindeki
kazein proteinleri kazein kaymağının oluşumunu
belirler. Düşük seviyelerde alfa-s1-kazein proteini
içermesi nedeniyle keçi sütünde daha yumuşak ve
kırılgan bir kaymak meydana gelir. Yeni Zelanda keçi
sütünde alfa-s1-kazein miktarı çok düşüktür. Yeni
Zelanda keçi sütünde oluşan yumuşak kaymağın beta
globulinin sindirilmesine yardımcı olabileceği
düşünülmektedir.
- İnek sütü biyoaktifleri : Keçi sütü doğal
olarak nükleotidler, nükleosidler ve poliaminler
gibi birçok biyoaktif madde içerir. Nükleotidlerin
bağışıklık sistemini düzenlediği ve besinsel
allerjenlere karşı yanıtı baskıladığı birçok çalışma
tarafından gösterilmiştir. Poliaminler de besinsel
alerjenlere karşı duyarlılığı azaltmada rol
oynarlar. Bu, alerjenlere karşı olan bağışıklık
yanıtını azaltma olasılığının keçi sütünde daha
yüksek olduğunu gösterir.
- Keçi sütü ve bağırsak hastalığı : Keçi
sütünün sürekli kullanımı bağırsaklardaki kaçakları
azaltır. Sağlıklı bir bağırsak sayesinde besinsel
alerjenlerin bir bütün halinde kana geçişi
azalabilir. Keçi sütü bu nedenle bağışıklık
sisteminin alerjenlere maruziyetini azaltır.
Bu araştırma aynı zamanda keçi ve inek sütlerinin
alerjenite açısından farklarının mekanizmasını ve
bağırsak içinde farklı bileşenlerin nasıl
etkileştiğini ortaya koymaktadır.
Buna rağmen, inek sütüne alerjisi olan her kişi keçi
sütünü tolore edemeyebilir. İnek sütüne cilt veya
ağız yoluyla temastan çok kısa bir süre sonra
şiddetli bir deri döküntüsü veya şişme ile tepki
veren kişilerin az bir kısmı keçi sütüne karşı da
alerji riski taşımaktadırlar. İnek sütü
proteinlerine karşı yüksek derecede duyarlılığı olan
bireyler, keçi sütü kullanmadan önce alerji
uzmanlarına başvurmalıdır.

|